Lilypie First Birthday tickers

Lilypie First Birthday tickers

May 29, 2011

Shay...

Emziren anneler grubunda paylasilan bu yaziyi blogumda yayinlamayi tum engelliler icin bir borc bilirim...


Ne yapardiniz? Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
Yine de okuyun. Sorum şu: Aynı kararı siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
gereken şeyler nerede?'

Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'

Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.

Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.

Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.

Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.

Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.

Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

Şimdi iki seçeneğiniz var:
1. Delete (Sil)
2. Forward (İlet)

Gününüz bir Shay günü olsun!

May 25, 2011

Tesadufen Attachment Parenting (dogal ebeveynlik)


Hamile kaldigim andan itiraben, okumadigim kitap, arastirmadigim web sayfasi, konusmadigim tecrubeli anne kalmadi...Hamileligim sirasinda bebek hergun ne kadar milimetre buyur, ne hisseder, dna'si ne der falan fismekan, arastirdim durdum...
Dogumdan sonra sikca isittigim tek sey ise " e bu cocuk klavuzla gelmiyorki, ogreneceksin" oldu...
Hayir arkadasim ben klavuz istiyorum, is-ti-yo-rum...Iste bu kadar, hatta DOGUMDAN SONRA BEBEKLER ICIN KULLANIM KLAVUZU diye bir kitap cikarticam, hatta tum anneler bulusup ortak bir blog acip, klavuzluk deneyimleri oraya toplamali diye bir fikir var icimde...Hani her bebek ayni degil ya, bir suru anneden bir suru degisik bebek turunden ortaya cikan deneyimler..Nasil iyi fikir dimi...
Dedim ya elimde klavuz olsaydi keske...
Ben nebilim bebek aglarsa kucaga alinir, altina bakilir, gazi cikartilir, terlimi usudumu diye bakilir beslenir, sonra cocuk gene yatar....gibi bir donence soz konusu diye dusunuyordum...Ama evdeki hesap carsiya uymadi, ben cocugun memede uyumasina izin verdim, ne bilim cocuk memede uyur sandim, meger emzirdikten sonra uyanikta olsa yerine yatirmaliymis insan, su anda sigara tiryakisinden hallice, memeye bagli 4 ayi doldurmus bir oglum var...Geceleri basi tutup bin kere kalkip meme isteyen bir ahlaksiz(bu benim sevgi sozcugum)..
Bana o olmayan klavuzda denseydi eger binbir cesit ebeveynlik var, ona gore nasil bir ebeveyn olucam diye secerdim....Amma simdi teadufen dogal ebeveynligi secmisimde haberim yok...Uzerine, forumlar, tartismalar, karsi gorusler, kitaplar, seminerler, egitimler yapilmis bu Attachment Parenting hakkinda...Cok teredutluydum ve belkide hala oyleyim taki Asli Tur'un blogunu okuyana kadar. Icime biraz su serpildi, o kadar yuregi oksar bir sekilde yazmiski yaptigimin kotu olmadigi hissini verdi bana, ki Emziren Anneler grubundan sevgili Sureyya'nin tavsiyesine de uymustum bu ise baslamadan...
Ben bir ise falanda baslamamistim aslinda, caresizdim 'uyku' konusunda, buldugum cozum megerse AP likmis...Gerci bunun ne kadar dogru oldugunuda bilemiyorum...
Merak ettiniz dimi ne yapiyorum diye, evet ben oglumla yatiyorum, her gece emzirerek memede uyutuyorum - aglatarak yorgun ve bitap dusmesine sebep olarak uyutma yontemini secmedim- huzurla, mutluluk sesleri cikartarak uykuya daliyor oglum, ha bu bagimlilik yapti tabi bu ayri bir konu...Sonra gece 1 sularinda uyaniyor ama acliktan ama aliskanliktan meme ariyor, besikten aliyorum hooppppp benle birlikte yataga, o emiyor, birakiyor, memeyi yastik seklinde kullaniyor, burnunu sokuyor, sirtini donuyor, kendince takiliyor sabaha kadar, bazen karanlikta memeyi bulamayinca mizirdaniyor o kadar...
Bu ise nasilmi basladim, isteyerek olmadi, benim uykusuzluga hic alisik olmayan, hatta uyumayinca hasta olan, ise gitmekte zorlanan bir hayat arkadasim var...Ve ben kadinlik ic gudumle ve ayrica oglum bebecikken zaten emzirmek gerekliliginden kendim kalkiyordum, mizirdandikca....Derken koca salonda yatar oldu ve ben geceleri yardimsiz bir sekilde atlatir oldum ama bir muddet sonra bitap dustugumu anladim, hatta bu yorgunluk beni post-partum depresyona kadar surukledi, taaa ki bir aksam oglumu yataga yanima alip emzirmeye baslayana kadar...Ben isin kolayina kactim, oda memenin surekli burnunun ucunda olmasinin sarhosluguna kapildi, ikimizde alistik, hemde cooookkkk alistik...
Simdi bu durum bebelere ozguven, anne-baba'ya guven ve mutlu cocuk sonuclarini dogursada peki sorarim size anne-baba iliskisi nasil devam edecek...Ben bu durumdan simdilik cok mutluysam da yarin obur gun, esimden homurtular duymaya baslayacagimdan eminim...Bugun ugrayan patronumun esi Zohra, kizi Maya'nin 3 yasina kadar onlarla birlikte yattigini cunku daha bebekken geceleri yatakta emzirmeye alistirdigini soyleyice dumura ugradim. Tamam her cocuk ayni degil ama Baby J'in beni birakacagini pek sanmiyorum, e ben cocugumu 'birak aglasin' seklinde aglatamadigimdan tesadufen Attachment Parenting(dogal ebeveynlik) yolunu secmis oluyorum...
Acaba dogrumu yapiyorum?

May 23, 2011

Anne, baba ve cocuk...

Erkekler ile kadinlar arasindaki fark, bence cocuk yetismede de ortaya cikiyor...Bu konuda bir arastirma yapmadim yada herhangi bir uzmanla gorusmedim ama yasadiklarim her iki ebeveyin ne kadar ayri uc noktalarda takildiklari...Tabi roller degisebilirde ama bizim evde asagida anlatacagim gibi durumlar..Buda bazen canimi sikmiyor degil yani...
Kadin:Askim cocuk tv seyrederek uyumamali...
Adam:Biliyorum sadece bu aksam...
Kadin:Offffff...

KadinAskim oglanin altina baktinmi?
Adam:Yooooooo...
Kadin:Eeeeeeee...

Kadin:Askim cocuk seninle o diziyi seyretmek istemiyor hatta TV acik bile olmamali...
Adam:Haaa Tamam...Pardon Ne dedin hayatim?
Kadin:Offffff....

Kadin:Askim yatakta donup durma cocugu uyandiriyorsun...
Adam:Banane burasi benim yatagim...(tabi bu saka)

Kadin:Askim cocuk agliyor, senin kucaginda agliyor...
Adam:E aglasin, aglamak iyidir...
Kadin:Offf...
Bu arada cocugu kucagina alirsin iki hoppidi bir pis pis cocuk susar.
Adam:Aaaaaa bende yaptim aynisi ama susmadi...

Ha birde senin sinirlerin yipranmistir ve acilmayan su sisesinin kapagina kufredersin, karsilastigin durum ise sana deli muamelesi yapilmasi olur 'ben bugun cocugu senden uzak tutucam'...Ha oylemi ne yediriceksin cocuga?...Bulurum ben birseyler...Bu arada cocuk 3 ayliktir, sanki dolaptan yogurt cikartip sulandirip cocuga verecek...

Neyse bunlar yasadigim, o an sinir bozucu ama simdi yuzumde gulumseme birakan komik bir kac tatli ani...
Ama sanirim anne genelde tum sorumlulugu ustleniyor, baba calisip eve para getiriyor diye her turlu zorlu andan siyrilip cikiyor...Ha bu Turkiye de de boyle Patagonya da da boyle, Kanada da boyle...
Sonuc: Asigim, hayatimdaki her iki adamada asigim...

May 17, 2011

Bahar gelmisken....


Sabah iki goz gozumun icine bakiyor, daha yesil degil, kahverengide degil, ikisinin arasinda bir renk, oyle hinzir bakiyorki, bugun senin canina okuyacagim gene, ama once biraz sirinlik yapayim der gibi bakiyor iki elini birbirine kavusturmus, tavandaki 4 kanadi olan fani izliyor...Sonra dissiz agzi ile kocaman bir gulus patlatiyor...Gozumden uyku akiyor, ah ne olur biraz daha uyusa diye geciriyorum icimden, yok olmaz der gibi minik bir el yuzume dokunuyor, hadi kalkalim der gibi...
Dayanmak ne kelime o guzel iki gozun mutlu mesut bakmasina, once koklayarak girisiyorum kendisine, sonra hasinlesip mincikliyorum, hatta her yerini guzelce bir opuyorum, kikirdiyor....
Uyuyunca ozlersin dediler, inanmadim ilk 3 ay, uyusada kendime zaman kalsa diye gecirdim icimden...Simdi ise koynunda gecirecegim zamani bekliyorum, nasilsa birazdan meme isteyecek...
Daha sosyal olmaya basladik oglumla, sali gunleri yerel anneler klubune gidiyoruz, bizden baska yaslari iki ay ila bes ay arasi degisen 10 anne ve bebek daha var...Hayati, tecrubelerimizi paylasiyoruz, basimizda bir uzman ondan destek ve ip uclari aliyoruz...Issiz hayatimiza biraz renk geldi anliyacaginiz...
Persembe gunleri terapi gunu, artik depresyonlu hissetmiyorum, iyilestimde demiyorum, cunku zaman zaman yokladigini hissediyorum, ozellikle kaybetme duygusu ile basa cikmakta zorlaniyorum...Terapiden bir arkadasimiz oldu, anne Kim bebek Rachel, Baby J den 1 ay buyuk, damak problemi ile dogmus, haziranda ameliyat olucak, oglumun en yakin arkadasi...Carsamba onlarla bulusuyoruz...Yoga'ya bu ay baslayamadik cunku anneler klubu ile zamanlari cakisti, olsun onumuzdeki ay insallah...
Oglumu cigliklarla, heyyooooooo larla, yeeyyyyyyy lerle buyuttugumden olsa gerek, ciglik atmasini ogrendi....Once kocaman bir ciglik geliyor arkasindan annesi gibi yuksek sesle konusma eylemleri, cok hosuma gidiyor, beni taklit ediyor ya....
Ellerinden tutup ayaga kalkmaya bayiliyor, bana yuksekten bakinca sevinc cigliklari yukseliyor, bayiliyorum...Oglen uykusuna yuksek sesli muzikle dans ederek dalmasina da bayiliyorum...Kucagimda uyuyakalinca arada sirada hala ordamiyim diye beni yoklamasina da bayiliyorum, ha birde elini elimin ustune koyup beni sevmesine de bayiliyorum...
Su depresyondan cikipta oglumun tum yaptiklarini gozlemleyebilmek kadar tadina doyum olmayan birsey yokmus...
Bugun piknige gittik, Baby J in ilk piknigi, parlak gunes isigi, hafiften urperten ruzgar ve sivrisinekler oglumun canini sikmayi basaramadi...Biz yerken oda eglendi etrafta gordugu, kazlara, kugulara, ac martilara bakarak, hatta kosusturan bebeleri seyrederek...
Anliyacaginiz, artik oglumla sokaga da cikabildigimize gore degmeyin benim keyfime...

May 3, 2011

Anne(m) olmak...


Hayat zorlasir bazen, ustune ustune gelir, banada oluyor tabii olmuyor degil...Anne olmak kolay zanaat degil, kendini otelemek, ya geri ya ileri, bulamamak o hayat karmasasinda, hatta unutmak...
Neydim, nelerden hoslanirdim, nerelere giderdim, ne hayallerim vardi, gec arkadasim bunlari, oyle hayal mayal kalmadi kendinle ilgili, pirinc tanen rahme dustugunden beri, sen yoksun artik, tum hayallerin, gelecek planlarin, arzularin, birikmislerin, birikimlerin artik onlarin sahibi o minik pirinc tanesi...Varsin olsun...Cunku artik o pirinc tanen senin yasam kaynagin...
Tek luksun cikolatadir bundan gayri (benim icin)...Oda kendimi bir sekilde enerji veriyor, sut yapiyor diye kandirarak yaptigim en tatli kacamak...Bugun aksam oldugunda ogle yemegini atlamis oldugumu anladim, sira aksam yemegindeydi, sagolsun kocam tavuksal bir yemek siparisi vererek yemek pisirme isinden kurtardi beni...Ama Baby J'in banyosu, masaji, saci, bezi, odasi vs.vs.vs derken aksam yemeginide gecistirirken buldum kendimi, sonra bir oturusta neredeyse yarim tavuk yiyecektim ki gunluk sagilan sutumun pirinc taneme yetmedigini, daha fazla daha fazla ciyaklamarini duyar duymaz anladim, acligimi bir kenara itip, emzirmeye basladim...
Simdi babasi uyutuyorda bende iki satir sizlerle paylasiyorum.

Annem olmak dedim ya baslikta...Annem olmak zormus...Anneligimi seninle kiyasladim, olmadi, sana yetisemedim, sabrina asla yetisemem, sevkati zaten senden almisim Annem,o minik gozlerde seni gormek her gun her dakika, seni ogretiyor bana...Dikis ignelerinin parmaklarinda actigi delikleri hatirlatiyor, hergun oksadigim kusursuz parmaklar, olsaydin diyorum, olsaydin kuytumda, kuytumuzda, koklasaydin pirinc tanemi, bizde seni icimize cekseydik doya doya...Sana birakip kendimi, oglumu, bulmaya gitseydim kaybettigim beni...Sizi gorseydim, yasayamadigin torun sevgini, bir elinde cigaran, bir elinde pirinc tanem, parka giderken seyretseydim sizi arkanizdan...Kalbim pir pir olmazdi, sen varsinya beni de, bizi de sen korurdun nasil olsa...Soyle bir biraksaydim kendimi sana, kollarina, ve hayata...
Annem olmak, cok zor...Anne olmaktan da zor...
Anneler gunun kutlu olsun manolya kokulum...


ps:gecmisimde bir HAYVAN vardi, annemin butun resimlerini yedi, elimde kalan bir kac fotosu bunlar, temcit pilavi gibi ayni resimleri koyuyorum annem soz konusu olunca ama napim elimde kalanlar bunlar...

Apr 28, 2011

Post-Natal Yoga


Evet evet, hareket etmek lazim. bugun yaptirdim kaydimi, Post Natal Yoga'ya...Oglumla yoganin tadini cikarticaz 6 hafta, 16 mayis'ta basliyoruz.
Post partum depresyondan yavas yavas kurtulurken kendimi metazori bir seylere birakmanin zamani geldi diye dusundum kaydimizi yaptirirken.Disari cikmaya korktugum icin bebekle, kukuman kusu gibi dort duvar icine tikilmisken, her persembe oglumla gittigim grup terapi, 2 ay sonra onunla dirasi cikabilirim artik guvenini sagladi...Hatta Rey pazartesi aksami, bizi restorant'a goturdu, zorla hemde...Ben ya aglarsa, ya durmazsa krizim yuzumden ona dairy queen yada burger king gibi bir yere gitmeyi onermis iken ani bir manevra ile kendimizi, ortadan hallice guzellikte, sik bir restaurantta bulduk...
Ben: ama ama hamburgercide aglasada kimse yadirgamaz, ayiplamaz, ya burada ne olucak?
Rey: Bisey olmaz, yuru hadi...
Ben: ama ama ama cok korkuyorum (hatta titriyorum)(depresyon kaynakli)
Rey: 3 kisilik bir masa lutfen?
Menuye bakmadim bile orda bir fettucini yazisi gordum tamam tamam bu olsun dedim...Baby J babasinin kucaginda, bana bakip gulucukler atiyor...Rey iki saat ne yemesi gerektigini dusundu, aman allahim cildiricam, sec iste adam, ye bisey hemen kalkip gidelim...Bak basliyacak aglamaya diye geciriyorum icimden...Baby J hala yuzume gulucukler atiyor, ve o kocaman merakli gozlerle etraftaki renkli isiklara bakiyor...
Ve sonuc olarak guzel bir aksam yemegi yedik ucumuz, ilk defa ucumuz...Gerci ben fazla stresten o sectigim kocaman tabak sonradan ogrendigim Jambalaya Fettucini'yi yiyemeden paket yaptirdim...
Ve sevgili kocamin da bana verdigi cesaretten kaynakli yogaya kaydimizi yaptirdim...Hem orda Baby j gibi bircok bebek olucak...
Dedimya hayat baby J'li daha bir anlamli...Bide sey, hersey onun icin...Neden sadece kendim icin yoga'ya gitmedigimi sormayin sakin...Her persembe psikolok "Bu hafta kendin icin ne yaptin" diye homkururken ben gene oglumu dusundum...Ben yok daha simdilik....

Apr 21, 2011

Buyumek


Hayat daha mi bir guzellesti ne?
3. ayimizi bitirdik, zordu ama ne cabuk gecti...
Gozumuz acildi artik, baska insanlara tepki vermeye basladik, babamizi karsilamaya basladik, dissiz agzimizla kocaman salyali bir gulucuk vermeye basladik aksamlari babamiza...Banyo yaparken ayaklarimizi sapirdatmaya basladik, eglenmeye basladik yani anliyacaginiz...Bide baby einstein cd lerimiz varki degmeyin keyfimize, eh annede biraz keyiflenir bu arada, iki elide bosa cikar, bir 15 dakika olsada...
Depresyondan yavas yavas kurtulmaya basladim, disarda hava gunluk guneslik, sabahlari koynumda dogan gunes daha da parlak, kocaman bir siritmayla gunesli gune baslamak, degmeyin tadimiza yani...
Hayat daha bir guzel seninle, daha bir anlamli, daha bir sevgi ask dolu...Gozlerindeki merkali bakislar, anneye yapilan cilveler herseyden daha balli kaymakli...
Seni seviyorum OGLUM...Bu ne guzel bir cumledir...Kocaman bir AGU....Seni seviyorum annecim der bana...Dunyalar benim olur...Bu kadarmi guzel hisseder bir kadin, hic bir seyin icine sigmasamda, sen gectin benden o yuzden gocunmuyorum...Daha bir kadin oldum annelige seninle adim atarken,daha balli sutler yapmak icin yemedigim kadar faydali sey yiyorum, hersey senin icin...Bahar gozlum canim OGLUM...Iyiki dogurmusum seni, iyiki o cift kirmizi isareti gormusum, pirinc tanem...Sen benim en buyuk sansim, babanda senden sonraya dustu artik ne yapalim...Gecmesin bu gunler, hep takili kalalim 21 nisan'a...Buyume sen hep burnunu boynuma sok uyurken, hep dans edelim seni uyutmak icin, hep koklasalim, hep dokunalim birbirimize, hep senin gozlerinle gune baslayayim...