En cok sevdigim huyumdur, spontane yasamak...Gecenin 4 unde hadi kampa gidelim demek...Yada durup dururken tasinmak, yada evin seklini degistirmek, yada can sikintisi ile kendini sokaga atip saatlerce yurumek hatta yolda biri ile tasinip arkadas olmak. Vesaire vesaire...
Anne olduktan sonra degil spontane yasamak, plansiz, programsiz yasayamaz oldum...Her aksam baby J uyuduktan sonra, salondaki oyuncaklar ayaklarima dolansada onlari toplamayi erteliyerek direk backpack'ime kosup temiz bir kiyafet, hatta kapisonlu bir mont, 6 bez, bilmem kac silinme mendili(baska nasil soylenir), bir ince battaniye yolda uyursa diye, bir kalin battaniye, aniden kar mar yagar mazallah diye...Sapkasi, osu pusu derken al sana kocaman bir canta, zaten hasmet mahaplari arabasina oturmuyor, tum gun sling'in icinde memeye yapisik, bide sirt cantasi, belim kopuyor...Neyse konuyu saptirmayayim...Spontane diyorduk degilmi....Bu ozgurlugume cocuklu bir anne olarak bir daha kavusamayacagimi biliyorum, ama ucundan azcik da olsa icimde umut var, ozellikle pasam biraz daha palazlanip, etraftan anlar olmaya basladiktan sonra ipimi tutana ask olsun...
Iste bugun o gunlerden biri idi...Halbuki daha carsamba gunu sevgili Gul ve Cihan ile bulusmamizda, disleri yuzunden devamli aglamis, Gul ile iki cift sohbet edememistik...Ama disarda hava muhtesem otesi iken, kuslar civil civil oter iken, evimin onundeki asirlik agaclar, yesilin dibine vurmusken ben evde kalamazdim...
Bugun oglumla spontane gelisen uzun bir yuruyuse ciktik...Uc saat surdu, yaklasik ilk 15 dakikasi pusetinde gecti, ancak hic dinmeyen bir ciyaklama sonrasi, uzerimde hazir bulunan sling'in icinde yerini aldi pasam...Bir yumruk agizda, salyalari sacarak, bir taraftan sokaklardaki arabalari seyrederek yuruyus yaptilar beyefendi...Sonra Bossom Babies'e ugradik, Mai Tei slinglere hayran kaldik, daha hafif, daha az kumas bu sicak gunlerde cok isime yarardi diye dusundum ancak fiyat biraz tuzlu 130 canada dolarcigi...Gerci heryere oglumla yaka ignesi yada bros olarak gittigimizden bide sirt cantasi gibi oglani arkana atarak kullanabilecegimden ve ayrica 35 pound'a kadar bebek tasiyabilecegimden dusunmuyorda degilim.Hani nerdeyse kadina "taksit yapiyormusunuz?" diyecegim geldi...Turkiye'de olsak 48 bin esit parcaya bolerlerdi ucreti heralde...
Donusumuz vicik vicik ter icinde olsada, hatta gozumuzden uyku aksada genede sling'in icinde kalarak gecti...Pistiimmmm....Ama eve vardim, hatta diet kola bile ictim, icim yandi cunku...
Ve bir spontane gun gecirmis olmanin huzuru icindeyim, ayaklarim yorgun, pilates topunun uzerinde dinleniyor, elimdede sevgili esimin memleketi El Salvadora has Tamarind meyve suyu var,(ben yaptim:)) birazdan onun beni daha iyi anlamasini saglamak icin arayip buldugu harika bir cd seyredicez.Adi 'pardon my post-partum depresion'....
Ay ne kadar sansliyim...
Jun 10, 2011
Spontane yasamak...
Posted by Mecda at Friday, June 10, 2011 4 comments
Labels: annelik, baby j, depresyon, mecdaca, mutluluk, sling
Apr 28, 2011
Post-Natal Yoga

Evet evet, hareket etmek lazim. bugun yaptirdim kaydimi, Post Natal Yoga'ya...Oglumla yoganin tadini cikarticaz 6 hafta, 16 mayis'ta basliyoruz.
Post partum depresyondan yavas yavas kurtulurken kendimi metazori bir seylere birakmanin zamani geldi diye dusundum kaydimizi yaptirirken.Disari cikmaya korktugum icin bebekle, kukuman kusu gibi dort duvar icine tikilmisken, her persembe oglumla gittigim grup terapi, 2 ay sonra onunla dirasi cikabilirim artik guvenini sagladi...Hatta Rey pazartesi aksami, bizi restorant'a goturdu, zorla hemde...Ben ya aglarsa, ya durmazsa krizim yuzumden ona dairy queen yada burger king gibi bir yere gitmeyi onermis iken ani bir manevra ile kendimizi, ortadan hallice guzellikte, sik bir restaurantta bulduk...
Ben: ama ama hamburgercide aglasada kimse yadirgamaz, ayiplamaz, ya burada ne olucak?
Rey: Bisey olmaz, yuru hadi...
Ben: ama ama ama cok korkuyorum (hatta titriyorum)(depresyon kaynakli)
Rey: 3 kisilik bir masa lutfen?
Menuye bakmadim bile orda bir fettucini yazisi gordum tamam tamam bu olsun dedim...Baby J babasinin kucaginda, bana bakip gulucukler atiyor...Rey iki saat ne yemesi gerektigini dusundu, aman allahim cildiricam, sec iste adam, ye bisey hemen kalkip gidelim...Bak basliyacak aglamaya diye geciriyorum icimden...Baby J hala yuzume gulucukler atiyor, ve o kocaman merakli gozlerle etraftaki renkli isiklara bakiyor...
Ve sonuc olarak guzel bir aksam yemegi yedik ucumuz, ilk defa ucumuz...Gerci ben fazla stresten o sectigim kocaman tabak sonradan ogrendigim Jambalaya Fettucini'yi yiyemeden paket yaptirdim...
Ve sevgili kocamin da bana verdigi cesaretten kaynakli yogaya kaydimizi yaptirdim...Hem orda Baby j gibi bircok bebek olucak...
Dedimya hayat baby J'li daha bir anlamli...Bide sey, hersey onun icin...Neden sadece kendim icin yoga'ya gitmedigimi sormayin sakin...Her persembe psikolok "Bu hafta kendin icin ne yaptin" diye homkururken ben gene oglumu dusundum...Ben yok daha simdilik....
Posted by Mecda at Thursday, April 28, 2011 0 comments
Feb 13, 2011
neler oluyor...
Yorgunum, bazen duzgun dusunemiyorum..kafam bulanik...acim...susuzum...tek elle is gormeyi ogreniyorum...zaman zaman sinir sistemim cokuyor...goz kapaklarim agirlasiyor...iki sut makinem surekli islem basinda...surekli disarda, ne zaman icerde sakli yerlerine donecekler...beynim zonkluyor...ask doluyum..ogluma kocama tutkuluyum...bahar gelsin istiyorum...surekli emzirme pozisyonundan popom aciyor...Tyroidlerim azmis durumda yada hic azmamis durumda, hic calismadigi icin herkezin yoruldugundan dahada fazla yoruluyorum, yataktan sirilsiklam(abartmiyorum) kalkiyorum, basim donuyor, ilaclarim ancak dun geldi, bugun yeniden basladim,iki haftami alir normale donmem...Belkide baby blue larim bu yuzdendir...yoksa postpartum depresyonunami giriyorum, bir bu depresyon eksikti...yemek yapamiyorum, atistirmaktan nefret ederim...ne zaman aile soframiza geri donebilecegiz...yorgunum...beynim durdu...sokaga cikmaya bir arkadasi ziyarete gitmeye korkar oldum...ya aglarsa sokaklarda mahvolum diye...simdilik bizim mahallede yuruyerek stres atiyoruz, daha ne kadar surer bilinmez hava arti 5 idi son bir kac gundur, yuruduk, eksiler yoldami onu bile bilmiyorum...ama bir gulucuk yandan carkli butun herseye degiyor...
Posted by Mecda at Sunday, February 13, 2011 1 comments
Dec 26, 2010
Bir Kis Gunu Icimdeki Sessizlik...

Christmas derken bu sabah uyandigimda oda bitti...Bir kargasa, suregeldi Edmonton'da ve tabiki dunyanin bir cok yerinde. Alinacak hediyeler, kurulacak sofralar, pisecek hindiler. Birden bitiverdi curcuna, sehir sessizdi bir kac saatliginede olsa...
Simdi ise guzel bir Turk kahvaltisinin ardindan, ince belli bardakta keyif cayimi yudumlarken annem geldi aklima...Biz annemle keyif cayi, keyif kahvesi icerdik'hadi bitane daha' diyerek o sonu gelmesin istedigim sohbetlerimizin hatrina kimbilir kac demlik cay bitirmisizdir...Bugun Rey ile keyif cayi yaptik biraz, inatla Turklestirmeye calistigim hayat ortagim. Oda keyif aliyor, tabi aldigi 40 lbs, icin hayiflanmiyorda degil, sirf Turk yemeklerim yuzunden. Olsun saglik olsunda, gerisi onemli degil...
Bugun icim bir buruk nedense...Aslinda nedenini biliyorumda sozlere dokmek sanki biraz zor geliyor. Melegimi okuyorum, Aslimla konusuyorum, Sevi hasta(sadece grip), Can-Ozan-Sertan herkez gibi hayat mucadelesinde.Basak ogul buyutuyor...Meltem den uzun zamandir ses yok...Ben....Ben ise bu saydiklarimi yanimda istiyorum su siralar dahada yogun...Hormonlarimdan olsa gerek...Ha birde buradaki sahte TURK dostluklarindan olabilir...Hayatimin geri kalani Canadali, sikayetim yok, cunku saygi cok...Ama dedimya bu aralar paylasmak istiyorum oldugunca yogun...Melegin gobisime elini koyup oglunu hissetmesini mesela, Aslinin bana ayva cekirdigi kaynatmasini, hatta moda'da birer cay icmek...Gundogan sahilde icime oksiyen ve iyot cekmek...Her gordugum kisiden selam alip selam vermek... Sonra sobanin yanibasina kurulup kedi misali mirlamak...Bir sigara pufurdetmek (birakali 8 ay olmus...)
Ne bilim, dogum oncesi depresyonmu bu acaba....Hayatimda hic durmak istemedim ben, hep kosmak istedim, arada sakince dinlenmek sonrada yeniden kosmak...Simdi durdumya, durmak yaramadi sanki...Beklemek, hele beklemek, bilenler bilir bekleyemem ben...Simdi ise zoraki bir bekleyis icimde..Ha bugun ha yarin, biraz heyecan, biraz korku(canim tatlidirda biraz), biraz endise (nasil bakicam, nasil buyutucem, sagliklimi, nefes aliyormu) derken, kendimi disarida atamamanin sikintisiyla doldum tastim heralde...nereye atiyorum disarisi 1 metre kar, - dereceler, yollar kaygan, onceden takarmiydim yok asla....Simdi annelik icgudusu var icimde "Ya bisey olursa"...hic tatmadigim, hic yasamadigim bir duygu bu iste, klavuzum yok, varda turkce meali yok...Hani bir bilinmeze kosarkenki urkek ayak izlerim var...Hadi bakalim hayrilisi....
Posted by Mecda at Sunday, December 26, 2010 8 comments
Labels: depresyon, dogum, duygular, hamilelik, mecdaca, mutluluk
