Telefondaki ses, yarin sezeryan randevunuz var, saat sabah 11 de hastanede olun, ha bu arada gece 12 den sonra bir sey yemeyin ve icmeyin lutfen...
Beynim bir anda idrak etmedi, tamam 38 haftalik gebeydim, bebegim henuz donmemisti ve ben dondurme isleminin tam esiginden donmustum, istememistin, cocugumla oynasinlar...Da buda biraz cok erken oldu, ben daha ruhsal olarak kendimi hazirlamamistim ki bu ameliyata, birde ustune ustluk Rey aksam eve gelince tarihi beyenmedigini 20 ocagin daha iyi olacagini soyleyince bendeki hormonlar He-man etkisiyle agzimdan salyalar kulaklarimdan dumanlar cikarak ne soyledigim anlasilamayan sozcukler halinde yatak odamin duvarlarina carptilar.Ikimizde soktaydik...Hatta ucumuz...
O aksam yanlizligimizi kutlarcasina birbirmize sarildik, koklastik, son aksam yanlizligimizin tadini cikardik, gerci aramizda hep oglumuzu hayal ettik, ikimizinde koynuna sokulacagi anlari hayal ettik...
Sabah cok cabuk oldu, gun cok cabuk gecti, tahliller, tetkikler, orama burama batan igneler, curuyen kollar arasinda beni duruma motive eden tek sey, karnima bagli aletten duydugum oglumun kalp atislari idi...
Korkuyordum, cok korkuyordum...Bir saat gecmesine ragmen anestezist bilmemkac tane denemeden sonra serum takacak bir damar bulamamisti...Sonunda uyusturdu kollarimi ve hasince buldu bir damar...Yeyyyy zafer kazanmiscasina sevindim, igneden cok korkarimda ben...Daha bitmedi, simdi sirada belime yapilacak spinal vardi, ameliyat icin, zavalli filipinli hemsirenin iki kolununda morartmisim sikmaktan...Bana Turkiye nasil bir yer diye soran, aslinda dikkatimi baska noktaya cekmeye calisan bebek hemsiresine ogle bir cevap vermisimki kadin bir daha suratima bakmadi...
Bu arada kocam nerde diye 11987 kere sordum, guzel gozlu anestezistime, tamam simdi geliyor cevabindan baska bir sey hatirlamiyorum...Bacaklarimi goruyorum dedim doktora , ameliyat masasinin uzerindeki uzay gemisine benzeyen bol ampullu lambadan...Ardindan dahada buyuk bir perde ile kapadilar goruntuyu, tekrar soruyorum dedim 11989. kere KOCAM NEREDE, NAPTINIZ ONA? Derken Rey girdi iceri ama ben tasikardi geciriyordum, kalbime bagli makineden uzun biippppler duymaya basladim, dedimki ben nefes alamiyorum...alam...ala..a.....
10 dakika sonra kendime gelmistim, burnuma alkollu bir sey tikmislardi, Reyin 3 parmagina morartircasina yapismistim...O sirada mor bir sey gordum, sari sacli, Rey otomatikman birakti beni, oglumuza kostu, biraz ilerimizde duran bebek unitesinde minik sesi ile hapsirip, tiksiriyordu...Sonra yavas yavas rengi pembe beyaz oldu, sesi gurlesti, bana benziyordu, tipatip bana hemde, sasirmistim, hala da saskinim, bazen kendimi emziriyormusum gibi geliyor...
O gun bugundur hayatimiz 360 derece degisti, ucumuzde agliyoruz, biz ikimiz tuhaf bir ask duygusundan, Baby J ise ya acliktan, ya poklu bezden, yada gene acliktan...
Biz baska bir asik olduk birbirimize, bide oglumuza...
Feb 3, 2011
Buda benim Dogum Hikayem
Posted by Mecda at Thursday, February 03, 2011 2 comments
Dec 26, 2010
Bir Kis Gunu Icimdeki Sessizlik...

Christmas derken bu sabah uyandigimda oda bitti...Bir kargasa, suregeldi Edmonton'da ve tabiki dunyanin bir cok yerinde. Alinacak hediyeler, kurulacak sofralar, pisecek hindiler. Birden bitiverdi curcuna, sehir sessizdi bir kac saatliginede olsa...
Simdi ise guzel bir Turk kahvaltisinin ardindan, ince belli bardakta keyif cayimi yudumlarken annem geldi aklima...Biz annemle keyif cayi, keyif kahvesi icerdik'hadi bitane daha' diyerek o sonu gelmesin istedigim sohbetlerimizin hatrina kimbilir kac demlik cay bitirmisizdir...Bugun Rey ile keyif cayi yaptik biraz, inatla Turklestirmeye calistigim hayat ortagim. Oda keyif aliyor, tabi aldigi 40 lbs, icin hayiflanmiyorda degil, sirf Turk yemeklerim yuzunden. Olsun saglik olsunda, gerisi onemli degil...
Bugun icim bir buruk nedense...Aslinda nedenini biliyorumda sozlere dokmek sanki biraz zor geliyor. Melegimi okuyorum, Aslimla konusuyorum, Sevi hasta(sadece grip), Can-Ozan-Sertan herkez gibi hayat mucadelesinde.Basak ogul buyutuyor...Meltem den uzun zamandir ses yok...Ben....Ben ise bu saydiklarimi yanimda istiyorum su siralar dahada yogun...Hormonlarimdan olsa gerek...Ha birde buradaki sahte TURK dostluklarindan olabilir...Hayatimin geri kalani Canadali, sikayetim yok, cunku saygi cok...Ama dedimya bu aralar paylasmak istiyorum oldugunca yogun...Melegin gobisime elini koyup oglunu hissetmesini mesela, Aslinin bana ayva cekirdigi kaynatmasini, hatta moda'da birer cay icmek...Gundogan sahilde icime oksiyen ve iyot cekmek...Her gordugum kisiden selam alip selam vermek... Sonra sobanin yanibasina kurulup kedi misali mirlamak...Bir sigara pufurdetmek (birakali 8 ay olmus...)
Ne bilim, dogum oncesi depresyonmu bu acaba....Hayatimda hic durmak istemedim ben, hep kosmak istedim, arada sakince dinlenmek sonrada yeniden kosmak...Simdi durdumya, durmak yaramadi sanki...Beklemek, hele beklemek, bilenler bilir bekleyemem ben...Simdi ise zoraki bir bekleyis icimde..Ha bugun ha yarin, biraz heyecan, biraz korku(canim tatlidirda biraz), biraz endise (nasil bakicam, nasil buyutucem, sagliklimi, nefes aliyormu) derken, kendimi disarida atamamanin sikintisiyla doldum tastim heralde...nereye atiyorum disarisi 1 metre kar, - dereceler, yollar kaygan, onceden takarmiydim yok asla....Simdi annelik icgudusu var icimde "Ya bisey olursa"...hic tatmadigim, hic yasamadigim bir duygu bu iste, klavuzum yok, varda turkce meali yok...Hani bir bilinmeze kosarkenki urkek ayak izlerim var...Hadi bakalim hayrilisi....
Posted by Mecda at Sunday, December 26, 2010 8 comments
Labels: depresyon, dogum, duygular, hamilelik, mecdaca, mutluluk
