Lilypie First Birthday tickers

Lilypie First Birthday tickers

Oct 12, 2011

8. Ay Biterken...


Aradan bayagi uzun zaman gecmis...Ama anne olanlar bilirler ki zaman yetmiyor, zaman hicbirseye yetmiyor...Nasil aksamoluyor, bilemiyorum, ikimizde babamizi, dort gozle bekliyoruz ogleden sonra gelsede hoplayip ziplasak diye...Evet evet guresmek eklendi ilgi alanimiza...Dogum gunumde bir supriz yaparak emeklemeye basladi bizim bucur..Hala sarhos edalari ile olsada emekliyor..Kayitlara gecsin madem baby J 7 ekim de emekliyordu..
Bu arada iki oda bir salonapartman dairemiz bize kucuk gelmeye basladi.Baby J'in osu pusu, oyuncaklari, mama sandalyesi, puseti, derken bir yere sigamaz olduk..Yada ben organize olamamaya basladim...Butun yaz misafirlerimiz vardi babaanne geldi , hala geldi oteki geldi biri gitti sonra bir baskasi geldi derken banada gelenler geldi tabi..Turk yemeklerini cok seviyorlar diye gunde uc ogun pisirmek bulasigini yikamak,oglanla ilgilenmek camasir, misafir gezdirme, derken ben bittim...Butun rutinimizin icinede edildi tabi...Anne hemen aglayinca kucaga alma emi, hooppp arkami donerim oglan mizmzilanir, bir bakmisim babaannenin kucaginda...Mec bu cocugun kulaklarini temizlemiyormusun, anne doktor kulak zimbirtisi ile temizlememei soyledi...Aradan yarim saat gecer kizim neden sut pompaliyorsun, emiyorya....gibi bir takim her annenin sikilmasina sebep olan bazi zamanlar gecirdik, amma ve lakin Baby J etrafinda ispanyolca konusan degisik insanlar toplulugundan hoslanmadida degil...Odasini misafirlere verdigimiz icin ve zaten benimle yattigi icin cokta sorun yapmamistim ama pijamalari odada bezleri baska yerde, kiyafetleri bilmem nerde...Karistik yani anliyacaginiz ve su separation anxiety yuzunden pacama tutunarak aglayan bir bebek yuzunden hic bir sey yapamaz oldum...Ben gorus alanindan ciktigim an cingar kopuyor, bakalim bunu ne zaman asicaz...
Oglum hicmi annene, babana hatta dedene, annanene, buyuk dedene cekmemissin su yemek konusunda, hani agiz mihlaniyor, ustune zincir cekiliyor, bide kilit vuruluyor...Yok o agiz acilmiyor, her ogun bir iskenceye donusuyor...Hayir yemesi lazim cunku yasitlarindan biraz daha kucuk bir cocuk, oda yemediginden..Yemek zaman kaybi sanki onun icin...Kesfedicek o kadar cok sey varki etrafinda yemek yemege vakit ayiramiyor pasam...
Parka gitmeye bayiliyoruz, salincakta sallanmaktan baska bisey yapamadigimiz icin, salincaktan cok buyuk keyif aliyoruz, hatta basimizi gokyuzune kaldirip yapraklari ve agaclari ve bulutlari seyretmeye bayiliyoruz....Yaz basindan beridir her ogleden sonra park keyfimiz var, havalar sogumaya basladiysada her ogleden sonra yuruyusumuzu yapip parka ugruyoruz.Dun parkta arkadasi Amadeus'a ozenerek kuma oturmak istedi, biraz cekinsemde oturttum,agzina atar kumlari diye korktum..Ilk once durdu ogle, dokunamadi, parmaginin ucu ile ittirmeye basladi kumlari, bende bir avuc kum aldim, mincikladim, yuzume bakti, ve o oldu, kuma asik oldu, iki minik elinede bir avuc kum alip ellerini yukari kaldirim kumlarin elinden bosalisini izlerken ki yuz ifadesi hic bir seye degisilmezdi..Bugun gittigimizde ise, salincaga binince miziklandi, neymis efendim kuma oturucakmis...
Buyuyoruz yani anliyacaginiz, buyuk bir ask ile buyuyoruz...Hem biz hem o.....

Aug 18, 2011

Tesadufen Attachment Parenting (dogal ebeveynlik) 2


Tam 7 ay gecmisken, 7 zorlu koca ay, icindeyken cok zordu ama simdi bakinca nasilda cabuk gecmis, ne zaman sen 7 aylik oldun bidik oglum...
Iste bir bakmisim bu bidik oglanin bir gun biyiklari terliyecek, bacaklari killanacak, saniyormusunuz hala benimle yaticak...Asla, buyudukce bana dokunma diyecek...O yuzden hazir ask bocegi iken ona dokunmanin, koklamanin tadina variyorum...
Bu gectigimiz 7 ay boyunca dogal ebeveynlik hakkinda cok sordum,sorusturdum, okudum, seminerlere katildim, ayni fikirden insanlarla tanistim, gruplar edindim...4 tane slingim oldu...Ben bu yolu secmedim, bu yol beni (bizi) secti...Sorun teskil ettimi, belki zaman zaman oda gurbette kimsesizlikten...
Bugun diyorumki ben Dogal Ebeveynlige gonulden inaniyorum, sizde inaniyorsaniz parmak kaldirin...Yuzyillardir anane ve nenelerimiz cocuklari ile birlikte uyumamislarmi, yurdum kadini bebesini beline baglayip tarlada calismamismi, her zirlamasinda memeyi agzina tikamamismi, oyle bizim gibi 4 saat tutupta vermemis memeyi, aslan gibi dag gibi askerler, mehmetcikler, pasalar yetistirmisler...E simdi bunun neresi kotu...Burdaki doktorumuz bile AParenting taraftari, sadece western ulkeler cocuklarini ayri odalarda, kendilerinden ayri uyutmaya calisirlar dedi, sen onlara takilma, yuzyillardir suregelen, bugun teknik diye anilan, ancak zamaninda dogal olan sitemi uygula, bundan da pisman olma dedi...Hatta 5 sene sonra cocuklarina doyamayan, onlarla kokusunu duymak icin bir gece yatmaya yalvaran annelere nanik yaparsin dedi...Cok guldum...
Evet cocugumu aglatmayacagim uyumayi ogrenmesi icin, aramizdaki guven baglarini zedelemiyecegim ve ayni zamanda ona sarilip uyuyarak, ona guvende hissini elimden geldigince cok verecegim...Ve evet cocugumu o istedigi surece, eger hamile kalmazsam tekrar, emzirecegim, bu onu rahatlatiyorsa buna devam edecegim...
Evet pusete alismadigi icin hatta nefret ettigi icin hic uzulmeden onu uzerimde tasiyacagim... Evde dahi eger dokunulmak istiyorsa kucaklanmak istiyorsa kucaklayacagim tabi, yok sen orda kal benim isim var deyip aglamaktan moraran bir cocuk istemiyorum ben...Evet yoruluyorum, hem ruhen hem bedenen ama doluyum, hani sanat tarihi dersinden cikmis gibiyim, beynim bilgi ile dolu, o yuzden yorgun...Bir kola ve cikolatali gofret yerdik dersten sonra, gene aynisini yapiyorum...Biraz enerji desteklemesi ile gunu bitiriyorum...
Evet bir rutinimiz var hergun, saatler azcik zaman zaman oynasada bir rutinimiz var. cogunlukla Baby J'in sevgi tankini doldurmakla geciyor, e zaten anne neden var, o sevgi tankini doldurmak icin( bkn 5 love languages of children)...Sonra gunluk yuruyuslerimiz var, cocugun situmule olmasi icin, ayrica temiz hava almasi icin, iletisim becerisi gelissin diye...Her aksam banyomuz var mesela, uykuya gecmesinin ilk sinyali, banyoda oyunu var, ole cirt cirt yika sivazla degil olay, ardindan ninni yada kitap okuma faslimiz var, ardindan, babasi ile perdeleri kapatmalari, isigi sondurmeleri, anneye gelmesi, memeye yapismasi, babasinin saclarini taramasi ve en son iyi geceler opucugu ile uykuya gecis...Yada annenin kucaginda azcik sallanmak...
36 yasindayim, zamanimin cogunu ogluma ayirmak benim icin bir seref, sinemaya gitmek, yada bu sene kampa gidememek, yada her hafta sonu hiking yapamamak, yada vs.vs.vs inanin umurumda degil...Ogluma ayiracagim cok az vaktim var benim, onu icime ceke ceke yasamak amacim...O yuzden benim ebeveynlik goruslerimi benimseyenler ve destekleyenler kiymetlilerim, en basta kocam...
Ben yada biz boyleyiz kardesim, kabul ederseniz...
Buyrunuz biraz bilgi edinmek istersiniz buraya tik tik....
Bu yaziya bayildim, daha kolay bir dille anlatmis sevgili Nihan, buyrun tik tik...


Aug 8, 2011

6 ay 19 gunlukken...


Desteksiz oturabiliyorum-zaman zaman geriye kaykilsamda, oturmanin tadina vardigim gunden beri yuzukoyun oynamaz oldum...
Emekleme egzersizleri yapiyorum- tum cesaretimi toplayip oturur pozisyondan one dogru atiyorum kendimi...
O kadar icten kahkahalar atiyorum ki annem benden daha cok guluyor...
Babaannemle tanistim, hic tanimadigim yabanci bir konusuyor, ama kulaga hos geliyor...
Sarisin hatunlara bayiliyorum, saatlerce cilve yapip oynayabilirim...
Saclarim sanki dalgali olacak, tipki anneminkiler gibi...
Uzun tahta kasiklari yiyip onlarla konusmaya bayiliyorum...
Artik iki elime birer oyuncak alip onlari birbirine vurabiliyorum...
Bardaktan yada pet siseden su yada sut icmeye bayiliyorum...
Emzik ve biberondan nefret ediyorum...
Elmo'yu cooook seviyorum...
Baska cocuklarin oyuncagimi elimden almasina izin vermiyorum...
Sabahlari uyaninca annemin memesinde cizgi film izlemeye bayiliyorum, annem buna sabah keyfimiz diyor...
Babama hayranim, o isten gelince gozlerimi suze suze kur yapmaya bayiliyorum...
Anneme sarilarak uyumaktan cok keyif aliyorum...
Annem ile babam gibi istahli degilim ama yavas yavas alisiyorum, peyniri cok seviyorum ama yogurttan nefret ediyorum...
Annemle slingin icinde uzun yuruyusler yapmak en buyuk zevkim...
Yeni tanistigim insanlarin yuzlerine dokunup onlari tanimak istiyorum...
Iki oyuncagimi birbirine vurarak ses cikartmak cok hosuma gidiyor...
Annemle guresmekten babamin omuzunda evi dolanmaktan cok mutlu oluyorum...
Altta iki disim var, usteki tek dis zorlamaya basladi, o yuzden biraz mizmizim...
Balkonda olup arabalari seyrederek yemek yemek daha bir eglenceli...
Amcamin yaptigi 'dumtis' sesi cok ama cok komik...
Zurafalar en sevdigim hayvanlar...
Kus sesleri ovalara yayilir bide twinkle twinkle little star en sevdigim sarkilar...
Annemin yaptigi kolajlara bakip, onlara dokunmak en buyuk oyunum, cokkkk tatlilar...
Ruya gormeye basladim, bazen beni korkutuyorlar...
Annem popomun cok tatli oldugunu soyluyor...
Ziplamaya ve hoplamaya bayiliyorum...Annemle butun mahalleyi ayaga kaldiracak kadar cigliklar atarak hoppalada hopluyoruz...
Banyo saatimi zor bekliyorum, bayiliyorum suya, ama neden beni hep bir muddet sonra cikartip o salak yesil havluya sarilyorlar anlamiyorum, ben hep suda kalayim istiyorum...
Sey bide ben annem ile babami cok seviyorum, onlara sariliyorum...

Jul 13, 2011

Gelismeler...

'offf hayat cok mu zor ne?' bakisi

Koca Totolu bir inegim ben...Inek kismi sut uretimimden geliyor...
Emzirirken diyet yapmak pek kolay degil dedi doktorum, psikologum ise 'yoooo git bir diyetisyenle konus' dedi, ve beni direk doktora yonlendirdi...4 agustosa randevum var...Gerci Baby J gobeginden kurtulmak zor olucak, o ve ben bir butunduk son 15 aydir:) Zaten yavastan kati gidalara basladik, kakamizin rengi ve degeri bile degisti, anne sutundeki gibi degil, biliyorum deli diyeceksiniz ama ben biraz bi tuhaf hissettim kendimi...Oglum bir muddet sonra emmeyide birakacak benden iyice kopacak, sanki aramizdaki gorunmez gobek bagi gibiydi bu emisler, ama sayisi bile azalmaya basladi...Gerci memesiz uyumaz, anne kokusuz derin uykuya dalamaz kuzucugum. Ama cocugunun kakasini kiskanan tek anneyimdir heralde..
Iki disimiz var artik, ayakta durup ellerinden tuttugumuzda yurumek istiyor, ama hala kendi basina oturamiyor o ayri, ben kucugum ama pasalar gibiu abi hareketleri yaparim ben demeye getiriyor.Yulaftan ve elmadan nefret ediyor (yulafi bende sevmiyorum)...Armuta deli oluyor, seftali eh iste olmasada olur, muz yumusak ve kaygan yapisindan kaybetti...Tatli papatez hmmmm fena degilmis ifadesi ile yendi...6 aya cok az kaldi eline verecegim biftek parcasini emmesini seyredicem...Ha tabi bu arada bebe biskuvisi denendi sonuc olumlu ama o minicik ellerinde oyle sikiyorki paramparca ediyor sonra o koca eli agzina sokmaya caliyor o buyuk parcalarda agiza tabi...Allahtan diliyle ve buzusturdugu surati ile gerisin geri puskurtuyor, sonuc anne ustunu degistirir...
Uyku konusunu hic acmiyorum, konusmak ta istemiyorum,ama biliyorum ki attachment parenting yaparak oglumla birlikte yatiyorum, boylelikle ikimzde rahat ediyoruz...18 yasina kadar beraber yatacak degilizya...
Onun haricinde yurumeye alistirdigim gezenti oglum, tabiki sling in icinde, hergun sokak arar oldu, ancak cevrecilerin asiri hayvanseverligi yuzunden ilaclama yapilmayan Edmonton, sivrisinek istilasinda, yalan degil, cimenlikte yurumeye kalkinca ince bir bulut gibi ayaklanip ustunu kapatiyorlar, ben yanlislikla o gaflette bulundumda....Yeni Mei Tai slingimiz yolda, siparisini verdik postadan bekliyoruz, cok heyecanliyim, yeni slingimizle sirtimda tasiyabilecegim oglumu, heyyooooo....
Neyse ben artik kacar, dus ve yatak...

Jun 10, 2011

Spontane yasamak...


En cok sevdigim huyumdur, spontane yasamak...Gecenin 4 unde hadi kampa gidelim demek...Yada durup dururken tasinmak, yada evin seklini degistirmek, yada can sikintisi ile kendini sokaga atip saatlerce yurumek hatta yolda biri ile tasinip arkadas olmak. Vesaire vesaire...
Anne olduktan sonra degil spontane yasamak, plansiz, programsiz yasayamaz oldum...Her aksam baby J uyuduktan sonra, salondaki oyuncaklar ayaklarima dolansada onlari toplamayi erteliyerek direk backpack'ime kosup temiz bir kiyafet, hatta kapisonlu bir mont, 6 bez, bilmem kac silinme mendili(baska nasil soylenir), bir ince battaniye yolda uyursa diye, bir kalin battaniye, aniden kar mar yagar mazallah diye...Sapkasi, osu pusu derken al sana kocaman bir canta, zaten hasmet mahaplari arabasina oturmuyor, tum gun sling'in icinde memeye yapisik, bide sirt cantasi, belim kopuyor...Neyse konuyu saptirmayayim...Spontane diyorduk degilmi....Bu ozgurlugume cocuklu bir anne olarak bir daha kavusamayacagimi biliyorum, ama ucundan azcik da olsa icimde umut var, ozellikle pasam biraz daha palazlanip, etraftan anlar olmaya basladiktan sonra ipimi tutana ask olsun...
Iste bugun o gunlerden biri idi...Halbuki daha carsamba gunu sevgili Gul ve Cihan ile bulusmamizda, disleri yuzunden devamli aglamis, Gul ile iki cift sohbet edememistik...Ama disarda hava muhtesem otesi iken, kuslar civil civil oter iken, evimin onundeki asirlik agaclar, yesilin dibine vurmusken ben evde kalamazdim...
Bugun oglumla spontane gelisen uzun bir yuruyuse ciktik...Uc saat surdu, yaklasik ilk 15 dakikasi pusetinde gecti, ancak hic dinmeyen bir ciyaklama sonrasi, uzerimde hazir bulunan sling'in icinde yerini aldi pasam...Bir yumruk agizda, salyalari sacarak, bir taraftan sokaklardaki arabalari seyrederek yuruyus yaptilar beyefendi...Sonra Bossom Babies'e ugradik, Mai Tei slinglere hayran kaldik, daha hafif, daha az kumas bu sicak gunlerde cok isime yarardi diye dusundum ancak fiyat biraz tuzlu 130 canada dolarcigi...Gerci heryere oglumla yaka ignesi yada bros olarak gittigimizden bide sirt cantasi gibi oglani arkana atarak kullanabilecegimden ve ayrica 35 pound'a kadar bebek tasiyabilecegimden dusunmuyorda degilim.Hani nerdeyse kadina "taksit yapiyormusunuz?" diyecegim geldi...Turkiye'de olsak 48 bin esit parcaya bolerlerdi ucreti heralde...
Donusumuz vicik vicik ter icinde olsada, hatta gozumuzden uyku aksada genede sling'in icinde kalarak gecti...Pistiimmmm....Ama eve vardim, hatta diet kola bile ictim, icim yandi cunku...
Ve bir spontane gun gecirmis olmanin huzuru icindeyim, ayaklarim yorgun, pilates topunun uzerinde dinleniyor, elimdede sevgili esimin memleketi El Salvadora has Tamarind meyve suyu var,(ben yaptim:)) birazdan onun beni daha iyi anlamasini saglamak icin arayip buldugu harika bir cd seyredicez.Adi 'pardon my post-partum depresion'....
Ay ne kadar sansliyim...

Jun 4, 2011

Yeni Kitaplarim


Sevgili grubum Emziren Anneler'in arsivinde kitap tavsiyeleri bulmustum...Ve hic gec kalmadan internetten siparislerini verdim.
Ben ayni anda 4 kitap birden okuyabilen birisiydim, simdide dordune birden basladim, gerci kitaplar bilgi kapsamli olduklari icin 4 degil 12 tanesine birden baslayabilir insan diye dusunuyorum...Dar alanlarda kisa kisa okumalar halinde kaynak kitaplarimdan yararlanicam...
Takip edenler biliyordur ki benim kafamdaki soru isareti UYKU problemimiz, su anda birlikte yattigim ve cok keyif aldigim sevgili oglumla ortalama 3 sene daha birlikte yatmak istiyormuyum? Iste buna daha karar veremedim, ondan ote, bu cocugun deliksiz bir gece uykusu olursa gunduzleri daha mutlu bir bebek olur diye dusunuyorum.Aslinda o memesi ile cok mutlu, arada uyandiginda hayalini kurdugu seyin burnunun ucunda olmasi onu cok mutlu bir uykuya tekrar daldiriyordur ancak anne bu isten ne kadar mutlu bilemiyoruz...Daha cok yeni basladigim halde onerebilecegim bir kitap, ben cok sevdim, sanki bana uygun gibi, kitabi bitirip eger denemeler yaparsam sizleride haberdar ederim...Kitabin adi the no-cry sleep solution, yazari Elizabeth Pantley.
Ikinci kitabim ise, The Baby's Table. Kitapta, yemek tariflerinin yani sira hangi ayda hangi yemekleri yada sebze, meyveleri verebiliriz ona gore kategorize etmis yazar. Kanada ve Turk yedirme sisteminin arasinda sikismis kalmis birisi olarak bana cok iyi bir rehber olucak.
Bir diger kitap ise Raising our Children, Raising ourselves, yazari Naomi Aldort. Bu kaynagi neden edindigimi soracak olursaniz cevabim kultur farki olacaktir. Esimin El Salvador dogumlu Kanada'da yetismis biri oldugunu tekrar belirteyim.Simdi duruma bakarsak eger Latin kokenli bir kanadali ile Turk kulturunu harmanlarsak arada catistigimiz noktalar da cikiyor tabii...Bu catisma sirasinda elimizin altinda bir kaynak olsun istedim ve kitabin sadece onsozunu okuyabildim, yorumum ilerki zamanlarda olucaktir.
Bir diger kitap ise The five love languages of children.Bu kitabin bu versiyonunu okuyupta tavsiyeleri uygulayinca hayatimin olumlu yonde ne kadar cok degistigini anlatamam, o yuzden heyecanla okumayi bekliyorum.
Son olarakta Baby J'in sadece anne sutu ile yavas kilo aliminin ortaya cikmasindan sonra hemsirenin bana onerdigi kitabi, cocuklarini emziren yada formula ile besleyen tum annelere tavsiye ediyorum. Making More Milk, yazari Diana West. Bu kitap daha cok nasil sut uretirim ile birlikte, daha cok nasil besleyebilirim ve kilo alimini saglayabilirim yonunde.
Hepsinden yavas yavas faydalanmaya basladim, sonuc yorumlarimi daha sonra sizlerle paylasacagim...

Jun 2, 2011

4.5 ay ve ilk dis patlagi...

Evet bugun 4.5 aylik olduk...Veeeeeeee bugun ilk disimiz ucundan patlak verdi, disetini yarmis ucucundan disari cikivermis..Evet biliyorum erken ama ne yapayim disi geri sokamamya...
son bir haftanin huysuzlugunun sebebi buymus demekki...Ana ogul, ilk dis heyecanina dans ettik yuksek sesli rock bir muzikle...Ben yeeeeeyyyyyy diye en ince ses tonumdan ciglik atarken oda bana eslik etti...
Bu mutlulugumuz 15 dakika surdu, cunku hala mizmiziz, hala canimiz aciyor...
Boklu tiryaki derdi babaannem, Baby J de boklu meme tiryakisi, heleki bu ara pek bir dustu memeye, yani ilk gunlerdedi gibi canim yanmaya basladi, dis cikinca yandim desenize...
Olsun yanayim, oglum icin yanayim, gene babannemin demesi gibi cok balli kaymakli...
Bugun ilk defa otobuse bindik, hemde iki kere...Gidiste pek bir heyecanliydik, ancak 2 saat terapide gecirince annesi icin, biraz miziklandi tabi, yuruduk azcik ardindan, kocaman kirmizi bir itfaiye arabasi gecti yanimizdan, bayildi, bayildi, agiz acik seyretti oyle...Zaten kirmizi en sevdigi renk...Bende icindekilere bayildim tabi, boylu poslu, endamli, yakisiklimi yakisikliydilar...Sonra tekrar otobuse bindik eve dogru gitmeye basladik..Amma ve lakin, bugun inandimki bebeklerin kirmizi isik sensorleri var, ne zamanki kirmizi isikta durmak icin vites kuculse bizimki miiiiiiiiiii diye basliyor, hatta millet basladi gulmeye...
Cok yorgunum, dis cikaran bebek anneleri ancak anlarlar halimden...

May 29, 2011

Shay...

Emziren anneler grubunda paylasilan bu yaziyi blogumda yayinlamayi tum engelliler icin bir borc bilirim...


Ne yapardiniz? Karari siz verin. Komik bir cümle beklemeyin, çünkü yok.
Yine de okuyun. Sorum şu: Aynı kararı siz verir miydiniz?

Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
gereken şeyler nerede?'

Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.

Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'

Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:

Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.

Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.

Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.

Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.

Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.

Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.

Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.

Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'

Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'

Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.

'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.

Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.

Son NOKTA: E-mail ile hiç düşünmeden binlerce fıkra yolluyoruz, ama hayattaki seçimler konusunda mesaj olduğunda insanlar tereddüt ediyorlar.

Bunu size yollayan kişi hepimizin bir farklılık yapabileceği inancını taşıyor. Hepimizin her gün binlerce fırsatı olabiliyor 'doğal olan şeyleri' gerçekleştirmek için.

Bilgin bir adam bir zamanlar demişki: Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.

Şimdi iki seçeneğiniz var:
1. Delete (Sil)
2. Forward (İlet)

Gününüz bir Shay günü olsun!

May 25, 2011

Tesadufen Attachment Parenting (dogal ebeveynlik)


Hamile kaldigim andan itiraben, okumadigim kitap, arastirmadigim web sayfasi, konusmadigim tecrubeli anne kalmadi...Hamileligim sirasinda bebek hergun ne kadar milimetre buyur, ne hisseder, dna'si ne der falan fismekan, arastirdim durdum...
Dogumdan sonra sikca isittigim tek sey ise " e bu cocuk klavuzla gelmiyorki, ogreneceksin" oldu...
Hayir arkadasim ben klavuz istiyorum, is-ti-yo-rum...Iste bu kadar, hatta DOGUMDAN SONRA BEBEKLER ICIN KULLANIM KLAVUZU diye bir kitap cikarticam, hatta tum anneler bulusup ortak bir blog acip, klavuzluk deneyimleri oraya toplamali diye bir fikir var icimde...Hani her bebek ayni degil ya, bir suru anneden bir suru degisik bebek turunden ortaya cikan deneyimler..Nasil iyi fikir dimi...
Dedim ya elimde klavuz olsaydi keske...
Ben nebilim bebek aglarsa kucaga alinir, altina bakilir, gazi cikartilir, terlimi usudumu diye bakilir beslenir, sonra cocuk gene yatar....gibi bir donence soz konusu diye dusunuyordum...Ama evdeki hesap carsiya uymadi, ben cocugun memede uyumasina izin verdim, ne bilim cocuk memede uyur sandim, meger emzirdikten sonra uyanikta olsa yerine yatirmaliymis insan, su anda sigara tiryakisinden hallice, memeye bagli 4 ayi doldurmus bir oglum var...Geceleri basi tutup bin kere kalkip meme isteyen bir ahlaksiz(bu benim sevgi sozcugum)..
Bana o olmayan klavuzda denseydi eger binbir cesit ebeveynlik var, ona gore nasil bir ebeveyn olucam diye secerdim....Amma simdi teadufen dogal ebeveynligi secmisimde haberim yok...Uzerine, forumlar, tartismalar, karsi gorusler, kitaplar, seminerler, egitimler yapilmis bu Attachment Parenting hakkinda...Cok teredutluydum ve belkide hala oyleyim taki Asli Tur'un blogunu okuyana kadar. Icime biraz su serpildi, o kadar yuregi oksar bir sekilde yazmiski yaptigimin kotu olmadigi hissini verdi bana, ki Emziren Anneler grubundan sevgili Sureyya'nin tavsiyesine de uymustum bu ise baslamadan...
Ben bir ise falanda baslamamistim aslinda, caresizdim 'uyku' konusunda, buldugum cozum megerse AP likmis...Gerci bunun ne kadar dogru oldugunuda bilemiyorum...
Merak ettiniz dimi ne yapiyorum diye, evet ben oglumla yatiyorum, her gece emzirerek memede uyutuyorum - aglatarak yorgun ve bitap dusmesine sebep olarak uyutma yontemini secmedim- huzurla, mutluluk sesleri cikartarak uykuya daliyor oglum, ha bu bagimlilik yapti tabi bu ayri bir konu...Sonra gece 1 sularinda uyaniyor ama acliktan ama aliskanliktan meme ariyor, besikten aliyorum hooppppp benle birlikte yataga, o emiyor, birakiyor, memeyi yastik seklinde kullaniyor, burnunu sokuyor, sirtini donuyor, kendince takiliyor sabaha kadar, bazen karanlikta memeyi bulamayinca mizirdaniyor o kadar...
Bu ise nasilmi basladim, isteyerek olmadi, benim uykusuzluga hic alisik olmayan, hatta uyumayinca hasta olan, ise gitmekte zorlanan bir hayat arkadasim var...Ve ben kadinlik ic gudumle ve ayrica oglum bebecikken zaten emzirmek gerekliliginden kendim kalkiyordum, mizirdandikca....Derken koca salonda yatar oldu ve ben geceleri yardimsiz bir sekilde atlatir oldum ama bir muddet sonra bitap dustugumu anladim, hatta bu yorgunluk beni post-partum depresyona kadar surukledi, taaa ki bir aksam oglumu yataga yanima alip emzirmeye baslayana kadar...Ben isin kolayina kactim, oda memenin surekli burnunun ucunda olmasinin sarhosluguna kapildi, ikimizde alistik, hemde cooookkkk alistik...
Simdi bu durum bebelere ozguven, anne-baba'ya guven ve mutlu cocuk sonuclarini dogursada peki sorarim size anne-baba iliskisi nasil devam edecek...Ben bu durumdan simdilik cok mutluysam da yarin obur gun, esimden homurtular duymaya baslayacagimdan eminim...Bugun ugrayan patronumun esi Zohra, kizi Maya'nin 3 yasina kadar onlarla birlikte yattigini cunku daha bebekken geceleri yatakta emzirmeye alistirdigini soyleyice dumura ugradim. Tamam her cocuk ayni degil ama Baby J'in beni birakacagini pek sanmiyorum, e ben cocugumu 'birak aglasin' seklinde aglatamadigimdan tesadufen Attachment Parenting(dogal ebeveynlik) yolunu secmis oluyorum...
Acaba dogrumu yapiyorum?

May 23, 2011

Anne, baba ve cocuk...

Erkekler ile kadinlar arasindaki fark, bence cocuk yetismede de ortaya cikiyor...Bu konuda bir arastirma yapmadim yada herhangi bir uzmanla gorusmedim ama yasadiklarim her iki ebeveyin ne kadar ayri uc noktalarda takildiklari...Tabi roller degisebilirde ama bizim evde asagida anlatacagim gibi durumlar..Buda bazen canimi sikmiyor degil yani...
Kadin:Askim cocuk tv seyrederek uyumamali...
Adam:Biliyorum sadece bu aksam...
Kadin:Offffff...

KadinAskim oglanin altina baktinmi?
Adam:Yooooooo...
Kadin:Eeeeeeee...

Kadin:Askim cocuk seninle o diziyi seyretmek istemiyor hatta TV acik bile olmamali...
Adam:Haaa Tamam...Pardon Ne dedin hayatim?
Kadin:Offffff....

Kadin:Askim yatakta donup durma cocugu uyandiriyorsun...
Adam:Banane burasi benim yatagim...(tabi bu saka)

Kadin:Askim cocuk agliyor, senin kucaginda agliyor...
Adam:E aglasin, aglamak iyidir...
Kadin:Offf...
Bu arada cocugu kucagina alirsin iki hoppidi bir pis pis cocuk susar.
Adam:Aaaaaa bende yaptim aynisi ama susmadi...

Ha birde senin sinirlerin yipranmistir ve acilmayan su sisesinin kapagina kufredersin, karsilastigin durum ise sana deli muamelesi yapilmasi olur 'ben bugun cocugu senden uzak tutucam'...Ha oylemi ne yediriceksin cocuga?...Bulurum ben birseyler...Bu arada cocuk 3 ayliktir, sanki dolaptan yogurt cikartip sulandirip cocuga verecek...

Neyse bunlar yasadigim, o an sinir bozucu ama simdi yuzumde gulumseme birakan komik bir kac tatli ani...
Ama sanirim anne genelde tum sorumlulugu ustleniyor, baba calisip eve para getiriyor diye her turlu zorlu andan siyrilip cikiyor...Ha bu Turkiye de de boyle Patagonya da da boyle, Kanada da boyle...
Sonuc: Asigim, hayatimdaki her iki adamada asigim...

May 17, 2011

Bahar gelmisken....


Sabah iki goz gozumun icine bakiyor, daha yesil degil, kahverengide degil, ikisinin arasinda bir renk, oyle hinzir bakiyorki, bugun senin canina okuyacagim gene, ama once biraz sirinlik yapayim der gibi bakiyor iki elini birbirine kavusturmus, tavandaki 4 kanadi olan fani izliyor...Sonra dissiz agzi ile kocaman bir gulus patlatiyor...Gozumden uyku akiyor, ah ne olur biraz daha uyusa diye geciriyorum icimden, yok olmaz der gibi minik bir el yuzume dokunuyor, hadi kalkalim der gibi...
Dayanmak ne kelime o guzel iki gozun mutlu mesut bakmasina, once koklayarak girisiyorum kendisine, sonra hasinlesip mincikliyorum, hatta her yerini guzelce bir opuyorum, kikirdiyor....
Uyuyunca ozlersin dediler, inanmadim ilk 3 ay, uyusada kendime zaman kalsa diye gecirdim icimden...Simdi ise koynunda gecirecegim zamani bekliyorum, nasilsa birazdan meme isteyecek...
Daha sosyal olmaya basladik oglumla, sali gunleri yerel anneler klubune gidiyoruz, bizden baska yaslari iki ay ila bes ay arasi degisen 10 anne ve bebek daha var...Hayati, tecrubelerimizi paylasiyoruz, basimizda bir uzman ondan destek ve ip uclari aliyoruz...Issiz hayatimiza biraz renk geldi anliyacaginiz...
Persembe gunleri terapi gunu, artik depresyonlu hissetmiyorum, iyilestimde demiyorum, cunku zaman zaman yokladigini hissediyorum, ozellikle kaybetme duygusu ile basa cikmakta zorlaniyorum...Terapiden bir arkadasimiz oldu, anne Kim bebek Rachel, Baby J den 1 ay buyuk, damak problemi ile dogmus, haziranda ameliyat olucak, oglumun en yakin arkadasi...Carsamba onlarla bulusuyoruz...Yoga'ya bu ay baslayamadik cunku anneler klubu ile zamanlari cakisti, olsun onumuzdeki ay insallah...
Oglumu cigliklarla, heyyooooooo larla, yeeyyyyyyy lerle buyuttugumden olsa gerek, ciglik atmasini ogrendi....Once kocaman bir ciglik geliyor arkasindan annesi gibi yuksek sesle konusma eylemleri, cok hosuma gidiyor, beni taklit ediyor ya....
Ellerinden tutup ayaga kalkmaya bayiliyor, bana yuksekten bakinca sevinc cigliklari yukseliyor, bayiliyorum...Oglen uykusuna yuksek sesli muzikle dans ederek dalmasina da bayiliyorum...Kucagimda uyuyakalinca arada sirada hala ordamiyim diye beni yoklamasina da bayiliyorum, ha birde elini elimin ustune koyup beni sevmesine de bayiliyorum...
Su depresyondan cikipta oglumun tum yaptiklarini gozlemleyebilmek kadar tadina doyum olmayan birsey yokmus...
Bugun piknige gittik, Baby J in ilk piknigi, parlak gunes isigi, hafiften urperten ruzgar ve sivrisinekler oglumun canini sikmayi basaramadi...Biz yerken oda eglendi etrafta gordugu, kazlara, kugulara, ac martilara bakarak, hatta kosusturan bebeleri seyrederek...
Anliyacaginiz, artik oglumla sokaga da cikabildigimize gore degmeyin benim keyfime...

May 3, 2011

Anne(m) olmak...


Hayat zorlasir bazen, ustune ustune gelir, banada oluyor tabii olmuyor degil...Anne olmak kolay zanaat degil, kendini otelemek, ya geri ya ileri, bulamamak o hayat karmasasinda, hatta unutmak...
Neydim, nelerden hoslanirdim, nerelere giderdim, ne hayallerim vardi, gec arkadasim bunlari, oyle hayal mayal kalmadi kendinle ilgili, pirinc tanen rahme dustugunden beri, sen yoksun artik, tum hayallerin, gelecek planlarin, arzularin, birikmislerin, birikimlerin artik onlarin sahibi o minik pirinc tanesi...Varsin olsun...Cunku artik o pirinc tanen senin yasam kaynagin...
Tek luksun cikolatadir bundan gayri (benim icin)...Oda kendimi bir sekilde enerji veriyor, sut yapiyor diye kandirarak yaptigim en tatli kacamak...Bugun aksam oldugunda ogle yemegini atlamis oldugumu anladim, sira aksam yemegindeydi, sagolsun kocam tavuksal bir yemek siparisi vererek yemek pisirme isinden kurtardi beni...Ama Baby J'in banyosu, masaji, saci, bezi, odasi vs.vs.vs derken aksam yemeginide gecistirirken buldum kendimi, sonra bir oturusta neredeyse yarim tavuk yiyecektim ki gunluk sagilan sutumun pirinc taneme yetmedigini, daha fazla daha fazla ciyaklamarini duyar duymaz anladim, acligimi bir kenara itip, emzirmeye basladim...
Simdi babasi uyutuyorda bende iki satir sizlerle paylasiyorum.

Annem olmak dedim ya baslikta...Annem olmak zormus...Anneligimi seninle kiyasladim, olmadi, sana yetisemedim, sabrina asla yetisemem, sevkati zaten senden almisim Annem,o minik gozlerde seni gormek her gun her dakika, seni ogretiyor bana...Dikis ignelerinin parmaklarinda actigi delikleri hatirlatiyor, hergun oksadigim kusursuz parmaklar, olsaydin diyorum, olsaydin kuytumda, kuytumuzda, koklasaydin pirinc tanemi, bizde seni icimize cekseydik doya doya...Sana birakip kendimi, oglumu, bulmaya gitseydim kaybettigim beni...Sizi gorseydim, yasayamadigin torun sevgini, bir elinde cigaran, bir elinde pirinc tanem, parka giderken seyretseydim sizi arkanizdan...Kalbim pir pir olmazdi, sen varsinya beni de, bizi de sen korurdun nasil olsa...Soyle bir biraksaydim kendimi sana, kollarina, ve hayata...
Annem olmak, cok zor...Anne olmaktan da zor...
Anneler gunun kutlu olsun manolya kokulum...


ps:gecmisimde bir HAYVAN vardi, annemin butun resimlerini yedi, elimde kalan bir kac fotosu bunlar, temcit pilavi gibi ayni resimleri koyuyorum annem soz konusu olunca ama napim elimde kalanlar bunlar...

Apr 28, 2011

Post-Natal Yoga


Evet evet, hareket etmek lazim. bugun yaptirdim kaydimi, Post Natal Yoga'ya...Oglumla yoganin tadini cikarticaz 6 hafta, 16 mayis'ta basliyoruz.
Post partum depresyondan yavas yavas kurtulurken kendimi metazori bir seylere birakmanin zamani geldi diye dusundum kaydimizi yaptirirken.Disari cikmaya korktugum icin bebekle, kukuman kusu gibi dort duvar icine tikilmisken, her persembe oglumla gittigim grup terapi, 2 ay sonra onunla dirasi cikabilirim artik guvenini sagladi...Hatta Rey pazartesi aksami, bizi restorant'a goturdu, zorla hemde...Ben ya aglarsa, ya durmazsa krizim yuzumden ona dairy queen yada burger king gibi bir yere gitmeyi onermis iken ani bir manevra ile kendimizi, ortadan hallice guzellikte, sik bir restaurantta bulduk...
Ben: ama ama hamburgercide aglasada kimse yadirgamaz, ayiplamaz, ya burada ne olucak?
Rey: Bisey olmaz, yuru hadi...
Ben: ama ama ama cok korkuyorum (hatta titriyorum)(depresyon kaynakli)
Rey: 3 kisilik bir masa lutfen?
Menuye bakmadim bile orda bir fettucini yazisi gordum tamam tamam bu olsun dedim...Baby J babasinin kucaginda, bana bakip gulucukler atiyor...Rey iki saat ne yemesi gerektigini dusundu, aman allahim cildiricam, sec iste adam, ye bisey hemen kalkip gidelim...Bak basliyacak aglamaya diye geciriyorum icimden...Baby J hala yuzume gulucukler atiyor, ve o kocaman merakli gozlerle etraftaki renkli isiklara bakiyor...
Ve sonuc olarak guzel bir aksam yemegi yedik ucumuz, ilk defa ucumuz...Gerci ben fazla stresten o sectigim kocaman tabak sonradan ogrendigim Jambalaya Fettucini'yi yiyemeden paket yaptirdim...
Ve sevgili kocamin da bana verdigi cesaretten kaynakli yogaya kaydimizi yaptirdim...Hem orda Baby j gibi bircok bebek olucak...
Dedimya hayat baby J'li daha bir anlamli...Bide sey, hersey onun icin...Neden sadece kendim icin yoga'ya gitmedigimi sormayin sakin...Her persembe psikolok "Bu hafta kendin icin ne yaptin" diye homkururken ben gene oglumu dusundum...Ben yok daha simdilik....

Apr 21, 2011

Buyumek


Hayat daha mi bir guzellesti ne?
3. ayimizi bitirdik, zordu ama ne cabuk gecti...
Gozumuz acildi artik, baska insanlara tepki vermeye basladik, babamizi karsilamaya basladik, dissiz agzimizla kocaman salyali bir gulucuk vermeye basladik aksamlari babamiza...Banyo yaparken ayaklarimizi sapirdatmaya basladik, eglenmeye basladik yani anliyacaginiz...Bide baby einstein cd lerimiz varki degmeyin keyfimize, eh annede biraz keyiflenir bu arada, iki elide bosa cikar, bir 15 dakika olsada...
Depresyondan yavas yavas kurtulmaya basladim, disarda hava gunluk guneslik, sabahlari koynumda dogan gunes daha da parlak, kocaman bir siritmayla gunesli gune baslamak, degmeyin tadimiza yani...
Hayat daha bir guzel seninle, daha bir anlamli, daha bir sevgi ask dolu...Gozlerindeki merkali bakislar, anneye yapilan cilveler herseyden daha balli kaymakli...
Seni seviyorum OGLUM...Bu ne guzel bir cumledir...Kocaman bir AGU....Seni seviyorum annecim der bana...Dunyalar benim olur...Bu kadarmi guzel hisseder bir kadin, hic bir seyin icine sigmasamda, sen gectin benden o yuzden gocunmuyorum...Daha bir kadin oldum annelige seninle adim atarken,daha balli sutler yapmak icin yemedigim kadar faydali sey yiyorum, hersey senin icin...Bahar gozlum canim OGLUM...Iyiki dogurmusum seni, iyiki o cift kirmizi isareti gormusum, pirinc tanem...Sen benim en buyuk sansim, babanda senden sonraya dustu artik ne yapalim...Gecmesin bu gunler, hep takili kalalim 21 nisan'a...Buyume sen hep burnunu boynuma sok uyurken, hep dans edelim seni uyutmak icin, hep koklasalim, hep dokunalim birbirimize, hep senin gozlerinle gune baslayayim...

Apr 12, 2011

3 ay


MASALLAH OGLUMA
Anne olmak bir cok kadinin oldugu gibi benimde hayatimi ve hayatimin akisini cooookkkk degistirdi.Hersey daha bir guzel daha bir anlamli ancak bir o kadar da korkutucu, endise verici...
Odaklanmak bir kitaba, bir filme bana hayal gibi geliyor, odaklanmak sadece ve sadece Baby J'e. Evet hayatim gitti yok oldu, ben ben degilim, gece yok gunduz yok, disarda yurumek yok ancak Baby J var, heryerde herseyde o var...Ne yalan soylim elalemin memleketinde yanlizliktan cok bunaldim el kadar bebe ile, ama alistim simdilerde, mukemmel koca, hayat arkadasim bana herkezden cok destek oldu, oluyor. Bu cumartesi 3 koca ayi bitiricez oglumla, uc kisilik minik ailemle. Korkuyorumda cok cabuk gecicek zaman yakalayamayacagim diye, oglumu kucaklarken bir daha kucaga gelemeyecek diye...Gidima burnunu sokup orada saatler geciremeyecek diye...Ayaklaninca daha bir ozgur olucak bana daha az ihtiyac duyacak diye...Daha 'oglum' derken burnumun diregi sizliyor o buyuyup koca adam olucak bir daha onu minciklayamayacagim diye...
Zorlu bir 3 aydi ama bir o kadarda kutsal, muhtesem...Hormonel dengesizliklerimi saymiyorum tabii, ha birde son uc aydir havanin -25 lerde seyirip beni depresyona sokmasinida saymiyorum...Son bir haftadir +14 e kadar cikti hava sicakligi, bugun 0 ama olsun gunes var, daha oglum alisamadi parlak gunese, ve yansimasina, basiyor yaygarayi gozune gunes girince...
O kadar guzel ve karmasik duygular icerisindeyim ki kafami toparlayip suraya iki uc satir yazamiyorum bile...Hani oyle bilindik anne bebek bloglarindan olmak istemiyorum ki...kac bez degistirdim, kac kere kustu, kac...kac..... degilde daha ozel anlari, adrenalini yuksek anlari yazasim var, tabi Baby J iki elimide bos birakmayi bana lutfederse:)

Feb 14, 2011

Kiymetlilerim...14 Subat...


Artik hic bir seyin onemi yok, senden benden asktan baska...
Sen ki gonlume en buyuk tahti kuran, "o" ki o tahti yaradan, ve bunlardan ask dogan...Sizden baska anlam yok hayatimda...
Uykusuzluga ragmen gozlerimi gozlerinden alamadigim yeni hayat, kokunu yeterince icime cekemedigim, yuzunun her manasinda askimi, annemi, babami gordugum ey kiymetlim, senden baska anlam yok hayatimda...
Bu nasil bir duygudur, kelimeler yetersiz, bu nasil ask, bu nasil bir kokudur, gerisi bos...
Bir sen bir ben birde ask...Baskada bir sey istemem daha...

Feb 13, 2011

neler oluyor...

Yorgunum, bazen duzgun dusunemiyorum..kafam bulanik...acim...susuzum...tek elle is gormeyi ogreniyorum...zaman zaman sinir sistemim cokuyor...goz kapaklarim agirlasiyor...iki sut makinem surekli islem basinda...surekli disarda, ne zaman icerde sakli yerlerine donecekler...beynim zonkluyor...ask doluyum..ogluma kocama tutkuluyum...bahar gelsin istiyorum...surekli emzirme pozisyonundan popom aciyor...Tyroidlerim azmis durumda yada hic azmamis durumda, hic calismadigi icin herkezin yoruldugundan dahada fazla yoruluyorum, yataktan sirilsiklam(abartmiyorum) kalkiyorum, basim donuyor, ilaclarim ancak dun geldi, bugun yeniden basladim,iki haftami alir normale donmem...Belkide baby blue larim bu yuzdendir...yoksa postpartum depresyonunami giriyorum, bir bu depresyon eksikti...yemek yapamiyorum, atistirmaktan nefret ederim...ne zaman aile soframiza geri donebilecegiz...yorgunum...beynim durdu...sokaga cikmaya bir arkadasi ziyarete gitmeye korkar oldum...ya aglarsa sokaklarda mahvolum diye...simdilik bizim mahallede yuruyerek stres atiyoruz, daha ne kadar surer bilinmez hava arti 5 idi son bir kac gundur, yuruduk, eksiler yoldami onu bile bilmiyorum...ama bir gulucuk yandan carkli butun herseye degiyor...

Feb 9, 2011

Vakitsizlik...

Yazamiyorum, aslinda o kadar cok sey biriktiki...
Vaktim yok...Aslinda su anda yatip uyumam gerekiyor ama kafamida dagitmam gerek...
Baby J uyuduktan sonra en luksunden 2 saatim var, yemekmi yesem, kestirsemmi, yoksa tuvalet ihtiyacimimi gidersem!!!!Uyku agir basiyor, gozlerim kapanacak ama yemekte yemem lazim ki sut fabrikasi calissin oburcuk icin...
Yazilacak cok sey var ama bekleyin elbet gelicem...

Feb 3, 2011

Buda benim Dogum Hikayem

Telefondaki ses, yarin sezeryan randevunuz var, saat sabah 11 de hastanede olun, ha bu arada gece 12 den sonra bir sey yemeyin ve icmeyin lutfen...
Beynim bir anda idrak etmedi, tamam 38 haftalik gebeydim, bebegim henuz donmemisti ve ben dondurme isleminin tam esiginden donmustum, istememistin, cocugumla oynasinlar...Da buda biraz cok erken oldu, ben daha ruhsal olarak kendimi hazirlamamistim ki bu ameliyata, birde ustune ustluk Rey aksam eve gelince tarihi beyenmedigini 20 ocagin daha iyi olacagini soyleyince bendeki hormonlar He-man etkisiyle agzimdan salyalar kulaklarimdan dumanlar cikarak ne soyledigim anlasilamayan sozcukler halinde yatak odamin duvarlarina carptilar.Ikimizde soktaydik...Hatta ucumuz...
O aksam yanlizligimizi kutlarcasina birbirmize sarildik, koklastik, son aksam yanlizligimizin tadini cikardik, gerci aramizda hep oglumuzu hayal ettik, ikimizinde koynuna sokulacagi anlari hayal ettik...
Sabah cok cabuk oldu, gun cok cabuk gecti, tahliller, tetkikler, orama burama batan igneler, curuyen kollar arasinda beni duruma motive eden tek sey, karnima bagli aletten duydugum oglumun kalp atislari idi...
Korkuyordum, cok korkuyordum...Bir saat gecmesine ragmen anestezist bilmemkac tane denemeden sonra serum takacak bir damar bulamamisti...Sonunda uyusturdu kollarimi ve hasince buldu bir damar...Yeyyyy zafer kazanmiscasina sevindim, igneden cok korkarimda ben...Daha bitmedi, simdi sirada belime yapilacak spinal vardi, ameliyat icin, zavalli filipinli hemsirenin iki kolununda morartmisim sikmaktan...Bana Turkiye nasil bir yer diye soran, aslinda dikkatimi baska noktaya cekmeye calisan bebek hemsiresine ogle bir cevap vermisimki kadin bir daha suratima bakmadi...
Bu arada kocam nerde diye 11987 kere sordum, guzel gozlu anestezistime, tamam simdi geliyor cevabindan baska bir sey hatirlamiyorum...Bacaklarimi goruyorum dedim doktora , ameliyat masasinin uzerindeki uzay gemisine benzeyen bol ampullu lambadan...Ardindan dahada buyuk bir perde ile kapadilar goruntuyu, tekrar soruyorum dedim 11989. kere KOCAM NEREDE, NAPTINIZ ONA? Derken Rey girdi iceri ama ben tasikardi geciriyordum, kalbime bagli makineden uzun biippppler duymaya basladim, dedimki ben nefes alamiyorum...alam...ala..a.....
10 dakika sonra kendime gelmistim, burnuma alkollu bir sey tikmislardi, Reyin 3 parmagina morartircasina yapismistim...O sirada mor bir sey gordum, sari sacli, Rey otomatikman birakti beni, oglumuza kostu, biraz ilerimizde duran bebek unitesinde minik sesi ile hapsirip, tiksiriyordu...Sonra yavas yavas rengi pembe beyaz oldu, sesi gurlesti, bana benziyordu, tipatip bana hemde, sasirmistim, hala da saskinim, bazen kendimi emziriyormusum gibi geliyor...
O gun bugundur hayatimiz 360 derece degisti, ucumuzde agliyoruz, biz ikimiz tuhaf bir ask duygusundan, Baby J ise ya acliktan, ya poklu bezden, yada gene acliktan...
Biz baska bir asik olduk birbirimize, bide oglumuza...

Jan 18, 2011

Saklambac


Biz boyle iyiydik,
Sen icerde, ben disarda, saklambac oynarken!!!
Ben biraz korktum sanki, ya sen, cok cesursun...